Faaliyette bilgelik ve sabır, erdemlerimizdir

Reis ul Ulema H. ​​Hfz. Şakir ef. Fetai ile özel röportaj

Reis ul Ulema H. ​​Hfz. Şakir ef. Fetai ile özel röportaj
Faaliyette bilgelik ve sabır, erdemlerimizdir

HİLAL dergisine özel röportaj veren Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İslam Birliği Başkanı Fetai, “Birçok zorluklarla karşılaşacağımızı umuyorduk, ancak Yüce Allah’a şükürler olsun ki, bilgelik, sağduyu, sabır ve strateji ile İslam Birliği adlı büyük bir kuruluşu, büyük problemler olmadan yönetmeyi başardık. KMC İslam Birliği, sadece toplumla ilgili değil, İslam’ın kendisi ve Müslümanlarla ilgili de zararlı fenomenler olarak çeşitli akımlara kurban olmamak için, geniş Müslüman kitlesini doğru eğitme çabalarıyla hoşgörülü bir çevre, barış, insani yardım severlik ve bir arada yaşamaya katkıda bulunmaktadır. Aşırılık ve terörizm gibi kötü şöhreti olan fenomenlerin İslamla ve Müslümanlarla hiçbir ilgisi olmadığının bilincinde olarak, gelecekte yapacak çok işimiz var” diye ifade etti.

HİLAL: KMC İslam Birliği’nin başında bir buçuk yıl geçirdiniz. Böylesine önemli bir kurumun başındaki kişi olarak şimdiye kadar izlenimleriniz nelerdir?
REİS UL-ULEMA: Dürüst olmak gerekirse, ben doğam gereği asla şikayet etmeyenlerden biriyim, başaramayacağım bir şey için de kendimi haklı çıkarmaya çalışmam. Çok zorluklarla karşılaşacağımızı umuyorduk, ama Yüce Allah’a çok şükür akıl, sabır ve strateji ile KMC İslam Birliği adlı bu büyük kurumu, büyük bir sorun yaşamadan yönetmeyi başardık. Bu yolda, başta Riyaset daire başkanları, müftüler, müdürler ve bütün çalışanlar olmak üzere tüm arkadaşlarımızla, din görevlileriyle ve Müslüman ahaliyle gerçek bir işbirliği içinde olduk. Böylece bugün, İDB’nin faaliyet gösterdiği alanlarda yüksek bir sorumluluk bilinci içinde herkesin düşünce ve hür iradesinin yolunu ve ortamını yavaş yavaş açıyoruz. Yönetimim sırasında gerek Riyaset’te gerekse kuruluşlarımızda ve eğitim kurumlarında, çalışanlarla kardeşçe ve hoşgörülü bir ortam oluşturmaya çalıştık. Benim kanaatime göre bu yönetim şekli, çok olumlu sonuçlar ve başarılar verdi. Böyle önemli bir kurumu yönettiğimizin ve İslami dini hayatın düzenlenmesinden sorumlu tek kurum olduğumuzun hepimiz farkındayız. Çalışmalarımız şeffaftır ve tüm İslam dini mensupları buna katkıda bulunmaktadır.
Bu dönemde Sizin liderliğinizde KMC İDB’de hangi görevler öncelikti?
Çok zor bir dönemde Reis ul Ulema (Başkan) görevini üstlendim: Öncelikle, bütün dünyayı felç eden Covid-19 pandemisinin yüksek oranda patlak verdiği dönemde, DSÖ ve Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilen önlemlere uygun olarak dini yapılarda ibadet sırasında ve daha geniş manada önlem almak için üst düzeyde bir organizasyon gerektiren olağan üstü bir durumla karşılaştık. Gerçekten zor oldu, ama Yüce Allah’a şükürler olsun başardık ve bu konuda büyük katkılar sağladık. Ülkemizde ve yurt dışında bu konuda değerlendirme yapan yetkililerin ifadelerine göre, kurumumuz Covid 19 pandemisiyle mücadelede en etkili kurumlardan biri olmayı başarmıştır.
İkinci olarak, bu pandemi döneminde, finansal kriz her düzeyde bizi yavaş yavaş tehdit etmete başlar hale gelmişti. Bu nedenle tüm organizasyonel kapasitemizin, finansal istikrarın ve normal faaliyetlerin sürekliliğinin hizmetine verilmesi gerekiyordu. Bu alanda da istikrarı sağladığımıza inanıyorum. Böylece sadece güçsüz bir duruma düşmeyi engellemekle kalmadık, aynı zamanda İslami Bilimler Fakültesi ve “İsa Bey” Medresesi çalışanlarına da aylık maaşlarını aksatmadan temin etmeyi başardık. Ayrıca, İDB’nin tüm müftülüklerini, dini açıdan örgütleme konusunda yolumuzu engelleyebilecek sonuçlara meydan vermeden, dini hayatı sürekli olarak düzenlemeleri için, görev ve yükümlülüklerine uygun olarak sorumlu davranmaya davet ettik.
Yurtdışında bir çok komşu ülke ile ve genel olarak dünya ile bilgi iletişimi ve işbirliğinin önünü açtığınız bazı faaliyetleriniz oldu…
-Doğru. Platformumuzun hedeflerinizden birisi, Balkanlar’daki kardeş İslam birlikleri, ardından Türkiye ve Arap dünyası ülkeleriyle işbirliğinin önünü açmaktı. Beni bu yolda cesaretlendiren şey, liderliği devraldıktan hemen sonra dünyanın her yerinden – bölge ülkelerinden, Arap dünyasının dini kurumlarından ve Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan tebriklerin gelmesidir. Ayrıca, Kahire’deki en eski ve en ünlü El Ezher Üniversitesi’nin ve farklı ülkelerden ilgili birçok kuruluşun yöneticilerinden ve merkezi Mekke’de bulunan Dünya İslam Birliği – RABITA’dan da tebrik mesajları aldık. Böylece kısa sürede yabancı ülkelerden davetler almaya başladık. İlk olarak Birleşik Arap Emirlikleri’nde, merkezi Dubai’de bulunan ve Dr. Ali al-Nuaoum’un başkanlığındaki Dünya Müslüman Topluluklar Konseyi’ni ziyaret ettik ve burada ortaklaşa çalışmalarımıza yardımcı olabilecek birçok konuyu ve tecrübeyi ele aldık. Ardından, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ve kurumsal işbirliği konusunda anlaşmaya vardığımız diğer kurumlarla deneyim alışverişinde bulunmak ve çeşitli projeleri hayata geçirmek amacıyla bir araya geldik. Ayrıca diğer bazı kardeş kuruluşları da ziyaret ettik: Arnavutluk, Kosova, Bosna-Hersek, Hırvatistan vb. gibi. Bu kardeşlerimizle çalışmalarımızı, stratejilerimizi, ortak faaliyetleri ve ayrıca kurumlarımızın ve genel olarak Müslümanların karşılaştığı zorluklar hakkında beraberce ortak çözüm üretebilmek konularında istişarelerde bulunduk.
Siz bu makama geldikten hemen sonra, İslam Birliği idari binası, yurt içi ve yurt dışından gelen ziyaretçilerle doldu. Bunu nasıl yorumlutorsunuz?
– İslam Birliği, ülkemizde büyük bir İslami kuruluştur ve tabii ki her olay iç ve dış etkenlerin yanı sıra genel olarak müslümanlar tarafından da büyük bir dikkatle takip edilmektedir. Her taraftan yoğun ziyaretler yapılmaya başlandı: Avrupa Birliği Büyükelçilerinden, Üsküp’teki ABD Büyükelçiliği’nden, İngiliz Büyükelçiliği’nden, dini, siyasi, bilimsel hayattan seçkin şahsiyetlerin yanı sıra ülkenin her yerinden birçok inan tarafından ziyaret edildik. Yurt dışından Arap ülkelerinden, önce Birleşik Arap Emirlikleri’nden, ardından Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş bizi makamımızda ziyaret etti. Bu Erbaş’ın ilk ziyaretiydi. Bu görüşmemiz esnasında kendisine tüm faaliyetlerimiz, gelecekteki hedeflerimiz ve Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer kurumlar tarafından uygulanan mevcut projeler hakkında bilgi verdik. Mesela Topansko Pole semtindeki büyük cami Diyanet İşleri tarafından inşa edilmektedir. Bu cami hem Üsküp’ün hem de Makedonya’daki tüm Müslümanlarının sembolü olmacak. Dünya İslam Birliği – RABITA^nın Genel Sekreteri Dr. Muhammed Abdulkerim El-İsa’nın İslam Birliği’ni ziyareti hem bizim için hem de genel olarak ülkemizin Müslümanları için tarihi bir olaydı. Uzun yıllardan sonra ilk kez İslam Birliği’ne bu kadar yüksek bir misafir gelmişti. Ev sahibi olarak biz bu yüksek misafirlerle hem İslam Birliği Riyaseti binasında görüşme yaptık, hem de kendileriyle Makedonya Devlet Başkanı, , Meclis Başkanı, Makedonya Ortodoks Kilisesi temsilcisi, Din Birlikleri İşbirliği Komisyonu Başkanı ile görüşmeler tertip ederek, üst düzey bir protokol ile muhteşem bir resepsiyon gerçekleştirdik.
İslam Birliği binasında bütün müftülerin ve diğer Riyaset mensuplarının huzurunda gerçekleştirdiğimiz görüşmede, RABİTA Genel Sekreteri ile Balkanlar ve dünyadaki Müslümanlar ve İslami akımları yanı sıra, birçok önemli konuyu ele aldık. Kendileri, özellikle İslam’la hiçbir ilgisi olmayan radikalizmi ve aşırıcılığı ortadan kaldırmak için yapılacak çabalar için birçok öneride bulundu. RABITA ve İslam Birliği arasındaki karşılıklı işbirliği ile ilgili diğer birçok konuyu istişare ettik.
ABD, İngiltere, Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti, Arnavutluk ve Kosova Büyükelçileri ile de Makedonya’da ve diğer ülkelerde karşılaşılan dini eğilimleri, toplumdaki dini hakları, karşılaştığımız zorlukları istişare ettiğimiz görüşmeler büyük önem taşımaktadır. Bu görüşmeler esnasında, Covid-19 pandemisinin hafifletilmesi doğrultusunda KMC Hükümeti tarafından alınan tüm önlemlere uygun eylemlerimiz, desteğimiz, pozisyonumuz ve katkımız konusunda da, uluslararası faktörleri ilk elden haberdar etme fırsatına sahip olduk. Ayrıca İslam Birliği’nin; hoşgörülü bir ortam, barış, insan severlik, bir arada yaşama, sadece toplum için değil İslam ve Müslümanlar için de zararlı bir olgu olarak İslamla hiçbir ilgisi bulunmayan radikalizm ve terörizm gibi kötü olaylar ve çeşitli akımlara kurban gitmemeleriyle ilgili ahaliyi bilgilendirme ve eğitme konusunda verdiği katkı dikkate şayandır.
Şu anda karşılaştığınız zorluklar nelerdir?
– Toplumumuzun içinde bulunduğu ekonomik veya siyasi krizler, hiç şüphesiz İslam Birliği’nin çalışmalarına da yansımaktadır. Elbette tüm dünyaya yayılan “Covid-19″ pandemisi, İslam Birliği’ni büyük ölçüde rahatsız etti ve olumsuz manada etkiledi. Çünkü bu pandemi, bize de bununla başa çıkma zorunluluğunu getirdi. Hac organizasyonu yapılamadığını için, normal işlerimizi zorlaştıran ekonomik sorunları da beraberinde getirdi. Bu nedenle bu durumda rahatça faaliyet göstermek kolay olmadı. Ancak tüm potansiyelimizi seferber ederek büyük bir cesaret ve bilgelikle bu görevi üstlendik. İslam Birliği’nin tüm kuruluş ve kurumlarında başarılı çalışmaları sürdürmek için bilgeliği, cesareti ve azmimim ortaya koyarak büyük problemler yaşamadan başardığımızı düşünüyorum. Şu anda bizi meşgul eden sorun, ” İsa Bey” Medresesi’nin akreditasyonu meselesidir. Tüm devlet faktörleriyle bu konuya ciddi şekilde görüşmeler yürütmekteyiz. Bu sorunun bu yıl (2022) içinde halledilip, okulumuzun ülkedeki diğer liselerle eşit seviyeye ulaşacağını ümit ediyorum. Bu doğrultuda tüm eğitim proğramı ve müfredatı, Eğitim ve Bilim Bakanlığı ile diğer ilgili kurumların taleplerine uygun olarak hazırladık. Medrese’nin de diğer tüm okullar gibi akreditasyon konusuyla ilgili gereken kanunun teklifi, Meclis’e ulaşmış bulunmaktadır. Dolayısıyla yeni Meclis çoğunluğunda yasanın geçeceğini umuyoruz.
Millileştirilen vakıf mallarının iadesi, İslam Birliği için her zaman ciddi bir sorun olmuştur. Bu önemli alanda ne kadar ilerlediniz?
-Vakıf mallarının iadesi konusu, gerçekten önemli ve olumlu sonuçlar elde ettiğimiz bir alandır. Bu bağlamda, Üsküp Çarşısı’nda 2021’de Bezisten, Kapan-Han ve Eski Sinema gibi önemli tesisler İslam Birliği’ne iade edildi. Ardından Gostivar Müftülüğü’ne ait 24 hektarlık arazi; Yeşil Çarşı’nın Kırçova Müftülüğü yönetimine iade edilmesi yanı sıra, Manastır ve diğer yerlerdeki birçok mülkün iadesş sağlanmıştır. Bu nedenle biz 2021 yılını “Vakıf Mallarını İade Yılı” olarak ilan ettik.
İade Yasası prosedürlerine devam etmek ve monistik sistem tarafından kamulaştırılan çok sayıda vakıf mallarımızı mümkün olduğunca iade etmek için büyük çaba sarf ediyoruz.
KMC İslam Birliği Başkanı olarak bu dönemdeki katkılarınızdan dolayı Avrupa Komisyonu Raporunda kişisel olarak teşekkür ve övgü aldınız. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
– Avrupa Komisyonu’nun Genel Raporunda, Kovid-19 ile mücadele alanındaki çalışmalarımızın KMC’nde dinler arası diyaloğun teşvikine sağladığımız katkı açısından bu çabalarımızın memnuniyetle karşılandığı ve takdir edildiği doğrudur. Neticede kötülüğe karşı müdahil olmak dini ve ahlaki bir yükümlülüktür. İslam Birliği olarak, her zaman, şimdi bile, başta Kovid-19’a karşı tavizsiz mücadele olmak üzere, çeşitli alanlarda katkılarımıza azami ölçüde dahil olduğumuz doğrudur. Müftülükler, cami cemaatleri, Riyaset toplantılarımızda aldığımız kararlar doğrultusunda hareket etti.
Yaptığımız kamuoyu açıklamalarımızla, etkimizi toplumda çok görünür kıldı ve bu, ülke içinde ve uluslararası alanında ilgili faktörler tarafından fark edildi. Bize olan takdirleri, bunun bir sonucuydu. Bu takdirler hepimize aittir. Çünkü bu faaliyetler sırasında, hiyerarşimizin en tepesinden başlayarak inananlarımıza ve cemaatlerimize kadar hepimiz aynı hassasiyeti gösterdik. Burada harika bir cemaatimiz olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Yani ülkemizin Müslüman nüfusu insani, hoşgörülü, bir arada yaşama ve dayanışma ruhuna sahip bir nüfustur. Bu nedenle Avrupa Komisyonu’nun şükranlarını öncelikle cemaatlerimize ve ülkemizdeki tüm dini temsilcilere bir şükran olarak görüyorum.
İslam ilkelerine ve genel insani değerlere uygun olarak daha da yapıcı olmaya devam edeceğiz. Biz çok uluslu ve çok dinli bir ülkede yaşıyoruz, bu nedenle bir arada yaşama bir zorunluluktur ve farklı din mensuplarının karşılıklı anlayış, barış, hoşgörü, yakınlaşma gibi mefhumların büyük etkisi olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle dinler arası diyaloğa özel önem verilmesini ve din birliklerinin, toplumun temel meselelerinde birleştirilmesini talep ettik. Çünkü ülkemizin vatandaşları farklı dinlere mensup olmalarına rağmen, bütün dinlere saygılıdır.
İDB Başkanı olarak Sizi endişelendiren bir şey var mı?
– Doğal olarak bugün insanlık olarak çeşitli alanlarda zorlu bir dönemden geçmekteyiz. Kim olursa olsun, elbette her şeyden önce insan olmamız hasebiyle herkesi üzen anlar vardır. Vatandaş olarak hepimizi endişelendiren şey, özellikle de genç nesillerin Batı ülkelerine göç edip, buradan ayrılmasıdır. Bize göre bu olgu, halkımız ve devletimiz için zararlıdır, gençlerin göçü, ileride geleceğimize ciddi zararlar verecektir. Bu arada, kısa süre zarfında toplum olarak iki sarsıcı trajedi yaşadık: Kalkandelen’deki modüler hastanede çıkan yangında 14 kişi ve Bulgaristan’da meydana gelen otobüs kazasında çıkan yangında 45 vatandaşımız çok acı bir şekilde hayatını kaybetti.
Bu üzücü olayları yaşamak hakikaten çok zordu. Ama bizde inanç gücü var ve bu trajik vakalarda kurbanların ailelerine mümkün olduğunca yakın olmaya, acıları ve yaşanan kayıpları hafifletmeye yardımcı olmaya çalıştık. İslam Dini Birliği olarak her iki olayda da, imkânları nispetinde kurbanların cenazelerinin defnedilmesine ve ayrıca yakın aile efradıyla dayanışma göstermek için maddi yardımlarda bulunmuştur. Bu vesileyle, bu tür trajedilerin tekrarlanmaması için siyasi ve sosyal hayattaki tüm ilgili faktörlerin yanı sıra, tüm kurumları vicdan, özen ve profesyonellik konusunda azami kararlılıkla hareket etmeye çağırıyoruz.
Geleceğe yönelik planlarınız nelerdir?
– İslami dini hayatın düzenlenmesinde büyük sorumluluğu olan bir kurum olarak ve önümüzdeki yıl yüksek bir bilinçle en üst organlardan başlayıp cami meclislerine kadar herkese daha da yakınlaşmaya çalışacağız. Kollektif organ seçimlerinin bu yıl yapılmasına da yardımcı olacağız. Bu amaçla İDB organlarında yeni coşku ve vizyona sahip yeni insanlar var. Dini hayatımızın gelişimi ile ilgili her türlü girişimin önünü açmaya ve rehberlik yapmaya hazırız. Genel olarak geleceğe yönelik önceliklerimiz şunlardır: Covid-19 pandemisi nedeniyle geniş manada toplumumuzun maruz kaldığı büyük bir ekonomik kriz döneminde, çok önemli bir konu olarak, finansal istikrarın sürdürülmesi; din görevlilerinin standardının korunması ve gerçekten düşük olduğu yerlerde iyileştirilmesi; Arşiv’in gerçekleştirilen açılışından sonra İDB Riyaseti tarafından kurulması onaylanan İslam Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Enstitüsü’nün çalışmalarına başlaması bir başka önemli olay olacak; modern akımlardan çeşitli konuların ele alınacağı bilimsel bir derginin yayın hayatına başlaması; Müslüman kadınlarını İslami hayatın tüm alanlarında eşit bir kesim olarak daha iyi organize etmek amacıyla “Müslüman Kadınları Dairesi”nin kurulacağını daha önce duyurmuştuk; daha rahat çalışma şartlarının oluşturulması için İDB’nin yeni genel merkezi idari binasının inşaat projesinin gerçekleştirilmesine yoğun şekilde odaklanılacak; güncel konularda yerel ve uluslararası nitelikte bilimsel konferanslar düzenlemek; genç nesilleri yetiştirmek için okullarımızda temel İslami öğretim düzeyini yükseltmek; henüz tamamen sona ermemiş bir süreç olan vakıf mallarının iadesi konusunda da aynı yoğunlukta faaliyetlerimize devam etmek; cezaevleri, hastaneler, askeri kışlalar vb. gibi kurumlarda dini değerlerin ve vecibelerin dahil edilmesi alanındaki faaliyetlerimizi yoğunlaştırmak; halkımızın ayrılmaz bir parçası olan Batı ülkelerindeki gurbetçi yurttaşlarımızın Avrupa genelinde faaliyet gösterdikleri yerel din merkezleriyle işbirliği içinde olmak, onları örgütlemek ve güçlendirmek; Balkanlar’daki tüm İslam din birlikleri, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam Ligi – RABITA, Abu Dabi merkezli Dünya Müslüman Topluluklar Konseyi, BAE ve dünyadaki diğer birçok ülke ile yapıcı işbirliğini sürdürmek; barış, anlayış, dinler arası diyalog ve diğer birçok konularda İslami değerlerin sunumuna katkıda bulunmak için AB, ABD ve ilgili diğer ülkelerin temsilcileriyle çalışmaya devam etmek.
Son olarak, inananlara mesajınız nedir?
– İslam Dini Birliği içinde İslam mensupları kilit faktördür ve onlara karşı büyük bir ilgi, saygı ve sorumlulukla yaklaştığımızı belirtmek isterim. Onlar İslam dininin gelişmesinde ana unsurlardır. Kurum olarak biz hem mutlu hem de sıkıntılı günlerinde, her zaman onların yanında olacağız. Sonuçta biz onların hizmetinde olmak için varız. Birlik olmalarını, birbirine yakın olmalarını, farklı alanlarda kendilerini geliştirmelerini, yaşadığımız çağın farkında olmalarını, zorlukların üstesinden gelmekte sebat etmelerini, her zaman ve zeminde İslam’ın gerçek taşıyıcıları olmalarını diliyorum. Yüce Allah’tan bizlere iman, güzel düşünme, Kuran-ı Kerim’in esaslarına göre hareket etme gücü vermesini diliyorum. Cenabı Allah hepimizi rahmetiyle mubarek kılsın!
Bu röportaj, “HİLAL” ekibi tarafından hazırlanmıştır.

Comments are closed.