El Feth: Yazar h. Süleyman ef. Recepi

El Feth

Suriye’deki çatışmanın geleceği ne olursa olsun, Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin yıllardır savaştığı terörizme teslim olmayı kabul etmeyeceği ve o dönemde binlerce şehit verdiği inancını koruyacağı çok açık..

Yazar h. Süleyman ef. Recepi-

Bu günlerde Türkiye camilerinde, Türk halkının ordusuna, Suriye’de Esad rejimi, Rusya ve terörist gruplarına karşı verdikleri mücadelede Allah’a dua ediliyor ve “ Fetih” Suresinin ayetleri yükseliyor.
Birkaç gün önce Cuma namazı çıkışında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “zafer yine de bizim olacak ve Türkiye’ye diz çöktürebileceklerin düşünen herkese tarihi bir ders vereceğiz .” dedi. Erdoğan’ın açıklaması, İdlib’de otuz Türk askerinin şehit düşmesi nedeniyle üzüntülü olan Türk halkı tarafından olumlu karşılandı. Bugün herkes biliyor ki, Ankara çizgisinden asla taviz vermeyecek.
Türkiye’nin F-16 savaş uçağı Jabal al-Zawiya bölgesinde iki Suriye uçağını düşürmesi, Erdoğan’ın geri çekilme niyetinde olmadığı ve “Bahar Kalkanı Harekatının” tüm Esad rejiminin güçlerini uzak tutmayı hedeflediğini göstermektedir. Analistler, Türkiye’nin Suriye meselesi üzerinden orada bulundurduğu silahlı kuvvetleri sebebiyle, bölgesel ve uluslararası müzakerelerde ön plana çıkacağını söylüyor.
Şüphesiz ki, Türk-Suriye-Rusya çatışmalarının yarattığı bu karmaşık durumda, Erdoğan ve Türkiye’nin büyük iki sorunla karşı karşıya olduğu, mülteci meselesi ve bunun neden olduğu insani krizle karşı karşıyadır. Savaşın etkilediği bölgeden kaçan ve Türkiye’ye sığınan mültecilerin sayısı bir milyondan fazladır.
Ancak Türkiye, yıllardır devam eden mülteci krizini yönetmekten bir hayli yoruldu. Suriye’deki askeri müdahaleye ek olarak, Erdoğan’ın mülteci konusunda tutumu anlaşılabilir bir davranıştır. Zira, Erdoğan Avrupa’ya diyor ki, Suriye krizinin çözümüne katkıda bulunmuyorsanız, biz de mültecilerin Avrupa’ya gidişine engel olamayız ve mültecilerin ağır yükünü artık tek başımıza taşımayız” dedi.
Birçok insan, Erdoğan’ı multecilerin kaderini manipüle etmekle suçlamak istese de, mülteciler sorununun sadece Türkiyenin sorunu olmadığını ve olamayacağını da dile getirmelidirler. Nitekim Avrupa sınırlarını koruyanların tavırları oldukça insanlık dışı olmuştur. Kendileri ülkelerine girişe müsaade etmedikleri gibi engellemek için de insanlık dışı muamelede bulunmuşlardır. Şu an için sorumlulukları mültecilere sadece göz yaşartıcı bomba atmak olanların, göçmen krizini ve devam eden mülteci akınını yönetmek için 2016 yılında Türkiye ile AB arasında varılan anlaşma şartlarını yerine getirmelidirler.
Ancak, Jens Stoltenberg’in son açıklaması “NATO Suriye’de rejim ve Rus güçleriyle karşı karşıya kalan Türkiye’ye yardım etmeyi düşünüyor …” ifadesi bir şeylerin değişeceğini bir işarettir. Bakan, “Türkiye, Irak ve Suriye ile sınır komşusudur ve hiçbir NATO müttefiki Türkiye gibi teröre ve saldırıya maruz kalmamıştır.
Nato Dönem Başkanı tarafından yapılan bu açıklamaların ardından, NATO’nun uzun zamandır en hassas durumlarda bile desteklemediği ve gözardı ettiği müttefiki Türkiye’yi desteklemesi, sınırından sadece birkaç kilometre uzaklıktaki şiddetli çatışmalar sırasında müttefikinin yanında yer alması ve Rusya’nın Esad rejimini destekleme taahhüdünü göz önünde bulundurması gerekiyor.
İki devlet adamı İdlib’de savaşmayı bırakmanın yanı sıra uzun vadeli barış için fırsatlar aramayı kabul etmişlerdir, ancak Moskova’daki Erdoğan-Putin zirvesinin ne üreteceği hala belli değil. ABD Dışişleri Bakanlığı anlaşmayı memnuniyetle karşıladı, fakat “NATO müttefiki Türkiye ile durumun gelişimine ayrıntılı olarak bakacağız” dedi.
Suriye’deki çatışmanın geleceği ne olursa olsun, Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin yıllardır savaştığı terörizme teslim olmayı kabul etmediği ve o süreç içerisinde binlerce şehit verdiği ilkelere sadık kalacağı çok açık. Allah’ın yardımıyla tüm vatandaşlarına istikrarlı ve güçlü bir Türkiye varetmeyi hedeflemektedir ve bu konuda kendisine Türk halkı tam destek vermektedir.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, şüphesiz Allah’tan başka kimseden korkmayan, İslami vicdanı olan bir liderdir. Bu bakımdan, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Erdoğan karakterini küçümseme isteğini Arap dünyasından talep etmesi tuhaf ve anlamsızdır. Böyle bir talebin, tarihin nefret söylemlerine ayırdığı kanalizasyona gideceğini düyünüyorum.
Bu arada “Fetih” suresi Türkiye camilerinde yankılanmaya devam ediyor. Bununla birlikte bizim camilerimizde ve başka yerlerde de aynı sure duyuluyor. Kişisel dualarımın yanı sıra Makedonya’daki Müslüman kardeşlerim de Türkiye ve Erdoğan’ı destekliyor.

Comments are closed.